Longoz Ormanlarından Saklı Cennetlere: Kırklareli'de Gezilecek Yerler

Kırklareli Trakya’nın kuzeyinde, sarp Yıldız (Istranca) Dağları’nın gölgesine sığınmış ve yüzünü Karadeniz’in hırçın dalgalarına dönmüş bir doğa harikasıdır. Ülkemizin "Mutlu İnsanlar Kenti" olarak anılan bu samimi şehri, betonlaşmadan uzak kalmayı başarmış ormanları, antik çağlara uzanan tarihi kalıntıları ve sokaklarından eksik olmayan huzuruyla gerçek bir kaçış noktasıdır. Betonlaşmadan uzak kalmayı başarmış ormanları, antik çağlara uzanan tarihi kalıntıları ve sokaklarından eksik olmayan huzuruyla gerçek bir kaçış noktasıdır. Eğer siz de kısa tatillerde şehrin kalabalığından uzaklaşmak istiyorsanız, bayramda İstanbul'a yakın gezilecek yerler listemize göz atabilir ve Kırklareli’yi bu rotanın en huzurlu duraklarından biri yapabilirsiniz. Çoğu zaman popüler tatil rotalarının gölgesinde kalsa da, Kırklareli aslında Avrupa'nın en nadide ekosistemlerine, Trakya'nın en köklü geçmişine ve damaklardan silinmeyecek yöresel lezzetlere ev sahipliği yapar. Yeşilin her tonunu görebileceğiniz orman yollarında süzülmek, binlerce yıllık mağaraların serinliğinde ürpermek ve Karadeniz kıyısındaki balıkçı kasabalarında zamanı durdurmak istiyorsanız, rotamızı Trakya'nın bu gizli cennetine çeviriyoruz. Kırklareli, hem Karadeniz'in nemli hem de karasal iklimin sert özelliklerini harmanlayan bir coğrafyaya sahiptir. Eğer rotanızda İğneada'nın serin sularında yüzmek ve Kıyıköy sahilinde güneşlenmek varsa, yaz ayları en hareketli dönemdir. Ancak Istranca Dağları'nın o gizemli sisini solumak, ormanların sarıdan kızıla dönüşen renk cümbüşüne şahit olmak ve şelalelerin en coşkulu zamanını yakalamak istiyorsanız, ilkbahar (Nisan - Mayıs) ve sonbahar (Eylül - Kasım) ayları Kırklareli'nin tartışmasız en büyüleyici zamanlarıdır. Kıyıköy'de dereler üzerinde sandal sefası yapmak ve taze Karadeniz kalkanı yemek, buranın ritüellerindendir. Trakya’nın hırçın ama büyüleyici kıyılarının yanı sıra, Marmara çevresindeki diğer alternatifleri değerlendirmek isterseniz İstanbul'da ve İstanbul'a yakın denize girilecek yerler rehberimiz size yol gösterecektir. Kırklareli gezinize, şehrin kültürel dokusunu ve Trakya'nın kadim geçmişini anlayarak başlamak en doğrusudur. Kırklareli merkezinin en nostaljik ve tarihi bölgesidir. Arnavut kaldırımlı dar sokakları, aslına uygun restore edilmiş bağdadi tarzı tarihi Trakya evleri ile adeta bir açık hava müzesini andırır. Bu mahallede gezerken, Mustafa Kemal Atatürk'ün Selanik'te doğduğu evin birebir aynısı olan Atatürk Evi'ni ve hemen yanındaki Ali Rıza Efendi Kültür Evi'ni ziyaret edebilirsiniz. Geçmişin estetiğini günümüze taşıyan bu sokaklarda yürümek, şehrin "mutlu" atmosferini hissetmenin en güzel yoludur. Eğer tarihe meraklıysanız, Kırklareli merkezinin hemen güneyinde yer alan bu kazı alanı sizi çok şaşırtacak. Anadolu'dan Avrupa'ya tarım kültürünün geçiş güzergahında bulunan Aşağı Pınar, günümüzden yaklaşık 8200 yıl öncesine, yani Neolitik Dönem’e tarihlenen bir köy yerleşimidir. Bölgedeki ahşap ve kerpiç ev modelleri, dönemin tarım aletleri ve yaşam tarzı, ziyaretçilere Trakya'nın bilinen en eski çiftçilerinin hayatını üç boyutlu maketlerle sunar. Merkezden ayrılıp rotanızı doğuya çevirdiğinizde, Türkiye'nin "Sakin Şehir" unvanlı nadide ilçelerinden Vize'ye ulaşırsınız. Trakların astai boyuna başkentlik yapmış bu kadim ilçe, gürültüden ve stresten tamamen arınmıştır. Vize'nin en önemli yapısı ise, 6. yüzyılda Jüstinyen Dönemi’nde inşa edilen ve mimari yapısıyla Ayasofya'yı andıran Gazi Süleyman Paşa Camii'dir (Küçük Ayasofya). Antik tiyatrosu, Vize Kalesi ve sokaklarını süsleyen tarihi dokusuyla bu ilçe, zamanın yavaş aktığı bir sığınaktır. Kırklareli'yi asıl efsanevi kılan şey, Istranca (Yıldız) Dağları'nın eteklerine serilmiş olan eşsiz yeryüzü şekilleridir. Kırklareli denilince akla ilk gelen doğa harikasıdır. Denize doğru akan derelerin taşıdığı alüvyonların sahil şeridini kapatmasıyla oluşan, Avrupa'nın en büyük, dünyanın ise sayılı subasar (longoz) ormanlarından biridir. Mert, Erikli, Saka ve Pedina göllerini barındıran bu devasa ekosistemde, ağaçların kökleri suların içindedir. Bahar aylarında karların erimesiyle sular altında kalan orman, adeta Amazonları andırır. Milli park içinde yürüyüş yapabilir, kuş gözlem kulelerinden göçmen kuşları izleyebilir ve Mert Gölü'nde kano ile suyun içinden yükselen ağaçların arasında mistik bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Demirköy ilçesi sınırları içinde, sık ormanların arasında gizlenen Dupnisa Mağarası, Trakya'nın turizme açılmış tek mağarasıdır. İki katlı ve üç farklı girişi olan bu devasa yeraltı sarayı, yaklaşık 180 milyon yıl önce oluşmuştur. İçinden sürekli akan yeraltı nehri, devasa sarkıtları, dikitleri ve damlataş havuzlarıyla büyüleyici bir atmosfere sahiptir. Mağaranın kuru bölümü yıl boyu ziyarete açıkken, sulu bölümü yarasaların üreme dönemi nedeniyle belirli aylarda ziyarete kapatılır. İçerisinin yaz aylarında bile oldukça serin (10-12 derece) olduğunu unutmayın. Vize ilçesine bağlı, Karadeniz kıyısındaki bu şirin balıkçı kasabası, Pabuç ve Kazan derelerinin denize döküldüğü iki tepe üzerine kurulmuştur. Ahşap ve taş işçiliğinin harmanlandığı eski Rum evleri, balıkçı teknelerinin sığındığı doğal limanı ile eşsiz bir manzaraya sahiptir. Kasabaya gelmeden hemen önce kayalara oyularak inşa edilmiş olan Aya Nikola Manastırı (6. yüzyıl), Hristiyanlığın erken dönem kaya manastırlarının en güzel örneklerinden biridir. Kıyıköy'de dereler üzerinde sandal sefası yapmak ve taze Karadeniz kalkanı yemek, buranın ritüellerindendir. Trakya mutfağı, Balkan göçmenlerinin tarifleri ve Istranca Dağları'nın bereketli florası sayesinde oldukça zengin ve karakterlidir. Kırklareli Köftesi: Bölgenin tartışmasız en meşhur lezzetidir. Istranca Dağları'nda kekik ve doğal otlarla beslenen hayvanların etinden yapılan, içine sadece tuz, karabiber ve çok az soğan katılarak hazırlanan bu köfte, damaklarda iz bırakır. Yanında mutlaka yöresel piyaz ve acı biber sosu ile tüketilir. Hardaliye: Atatürk'ün Kırklareli'yi ziyaretinde tadıp "Bunu milli bir içecek haline getiriniz" diyerek vasiyet ettiği, Kırklareli'ye özgü, alkolsüz ve eşsiz bir fermente içecektir. Üzüm şırasının, ezilmiş hardal tohumu ve vişne yapraklarıyla meşe fıçılarda fermente edilmesiyle elde edilir. Hem şifa kaynağıdır hem de yemeklerin yanında harika bir eşlikçidir. Kırklareli Peyniri (Koyun ve Keçi): Trakya'nın peynir kültürü meşhurdur. Özellikle bahar aylarında Istrancalar'da beslenen koyun ve keçilerin sütünden elde edilen, tenekelerde aylarca olgunlaştırılan tam yağlı beyaz peynir ve Trakya eski kaşarı, kahvaltıların baş tacıdır. Oğlak Çevirme ve Pehlivan Kebabı: Özellikle ilkbahar aylarında yolunuz düşerse, taş fırınlarda nar gibi kızaran oğlak çevirmeyi veya bol etli ve pilavlı Pehlivan Kebabı'nı tadabilirsiniz. Kırklareli'nin merkezindeki tarihi sokakları yürüyerek rahatça adımlayabilirsiniz. Ancak Trakya'nın bu gizli cennetinin asıl cazibesi olan İğneada'nın uçsuz bucaksız longozlarına ulaşmak, Demirköy'ün virajlı ve muhteşem manzaralı dağ yollarından Dupnisa Mağarası'na inmek veya Kıyıköy'ün Karadeniz'e bakan falezlerinde duraklamak için size gezinizde eşlik edecek konforlu bir aracın olması seyahatinizin kalitesini belirleyecektir.Kırklareli'yi Ziyaret Etmek İçin En İyi Zaman
Tarihin İzinde: Şehir Merkezi ve Sakin Şehir Vize

Yayla Mahallesi ve Kültür Evleri
Aşağı Pınar Açık Hava Müzesi
Vize ve Küçük Ayasofya (Gazi Süleyman Paşa Camii)
Doğanın Başyapıtları: Longozlar, Mağaralar ve Kıyılar
İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı
Dupnisa Mağarası

Kıyıköy ve Aya Nikola Manastırı
Trakya'nın Lezzet Mirası: Kırklareli'de Ne Yenir?
Kırklareli Gezi Planı ve Ulaşım İpuçları
BENZER YAZILAR
EN ÇOK OKUNANLAR

7 Günde Doğu & Güneydoğu Anadolu Keşfi: Mistik Bir Yolculuk

Kültür ve Lezzet Dolu Güzergâhlara Doğru: Kayseri ve Kapadokya Gezi Rotası

Yolüstü Lezzet Durakları: İstanbul'dan Çanakkale'ye Doğru

Virajlı Yolların Ustalarına Özel: Antalya - Mersin Road Trip

7 Günde İç Anadolu Keşfi: Anadolu’nun Tarihine Uzanan Bir Yolculuk





