Bir Destandan Diğerine: Çanakkale’de Gezilecek Yerler

Çanakkale, Türkiye haritasında iki kıtayı birbirine bağlayan bir boğaz şehri olmanın çok ötesindedir. Burası, bir ulusun yeniden doğduğu Gelibolu Yarımadası ile tarihin en eski efsanelerinden biri olan Troya Savaşı’nın yaşandığı toprakların buluşma noktasıdır.
"Çanakkale Geçilmez" sözü, savaş gemileri için söylenmiş olsa da, bugün ziyaretçiler için şehir, her köşesi ayrı bir hazine olan açık bir kapıdır. Ancak Çanakkale’yi gezmek, sadece kordon boyunda yürümekle sınırlı değildir. Şehitliklerin geniş coğrafyası, Kaz Dağları’nın virajlı yolları ve Assos’un sapa koyları düşünüldüğünde, bu şehri keşfetmenin en konforlu yolu, altınızda güçlü ve güvenli bir aracın olmasıdır.
Hazırsanız, bir yakasında hüzün ve gurur, diğer yakasında mitoloji ve doğa olan bu eşsiz rotaya çıkıyoruz.
İki Kıta Arasında Sürüş Deneyimi: Köprü mü, Feribot mu?

Çanakkale gezinizin ilk kararı, Asya ve Avrupa arasındaki geçiş yönteminiz olacaktır. Her iki seçenek de kendine has bir deneyim sunar:
1915 Çanakkale Köprüsü: Mühendislik harikası olan bu köprü, özellikle zamanı kısıtlı olanlar ve feribot sırası beklemek istemeyenler için büyük konfor sağlar. Rüzgarlı havalarda bile kesintisiz bir sürüşle dakikalar içinde kıta değiştirebilirsiniz.
Feribot Nostaljisi: Eğer aceleniz yoksa, (Eceabat-Çanakkale) veya (Kilitbahir-Çanakkale) feribotlarını kullanmak bir ritüeldir. Aracınızı feribota park edip, güvertede martılara simit atarak boğaz havasını solumak, Çanakkale ruhunu hissetmenin ilk adımıdır.
Avrupa Yakası: Gelibolu Yarımadası ve Şehitlikler
Çanakkale’ye gelip de şehitlikleri ziyaret etmemek düşünülemez. Burası, sessizliğin en çok şey anlattığı yerdir. Yarımada oldukça geniş bir alana yayıldığı için araçla gezmek büyük avantajdır.
Çanakkale Şehitler Abidesi

Yarımadanın en ucunda, boğaza hakim Morto Koyu sırtlarında yükselen bu anıt, Çanakkale Savaşları’nda kaybettiğimiz 253 bin şehidimizi simgeler. 41 metre yüksekliğindeki abidenin altında, savaşın izlerini taşıyan rölyefler ve sembolik mezarlar bulunur.
Conkbayırı ve 57. Alay Şehitliği
Savaşın kaderinin değiştiği, Mustafa Kemal Atatürk’ün göğsündeki saatin şarapnel parçasıyla parçalandığı yer burasıdır. Siperlerin arasından yürürken tarihin ağırlığını omuzlarınızda hissedersiniz. Hemen yakınındaki 57. Alay Şehitliği ise, tamamı şehit düşen kahraman alayımızın anısına yapılmıştır.
Seyit Onbaşı Anıtı ve Tabyalar
Deniz savaşlarının en kritik noktalarından biri olan Rumeli Mecidiye Tabyası ve 215 kiloluk mermiyi sırtlayan Koca Seyit’in heykeli, duygusal anlar yaşayacağınız duraklardır. Namazgah ve Kilitbahir tabyaları da bu rotada görülmesi gereken savunma hatlarıdır.
Yarımada içindeki yollar "Tarihe Saygı Parkı" kapsamında düzenlenmiştir ve çoğu yer tek yönlüdür. Yön tabelalarını dikkatle takip etmeniz ve aracınızı belirlenen otopark alanlarına bırakmanız önemlidir.
Asya Yakası: Şehir Merkezi ve Aynalı Çarşı
Feribotla veya köprüyle Asya yakasına geçtiğinizde, sizi yaşayan, dinamik bir şehir karşılar.
Truva Atı: Kordon boyunda yürürken karşınıza çıkan devasa ahşap at, Brad Pitt’in başrolünde oynadığı "Troy" filminde kullanıldıktan sonra şehre hediye edilmiştir. Fotoğraf çektirmek için en popüler noktadır.
Aynalı Çarşı: "Çanakkale içinde Aynalı Çarşı..." türküsüyle hafızalarımıza kazınan bu tarihi çarşı, 1890 yılında yapılmıştır. Kırmızı taş kapılı girişi ve içindeki hediyelik eşya dükkanlarıyla nostaljik bir alışveriş durağıdır.
Çimenlik Kalesi ve Deniz Müzesi: Boğazın en dar yerinde bulunan kale, Fatih Sultan Mehmet döneminden kalmadır. Bahçesinde, Nusret Mayın Gemisi’nin birebir replikasını gezebilirsiniz.
Tarihin Başladığı Yer: Troya Antik Kenti ve Müzesi
Şehir merkezinden İzmir yoluna doğru yaklaşık 30 km sürüşle ulaşacağınız Troya (Truva), UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir.
Müze: Ören yerinin girişinde bulunan Troya Müzesi, Avrupa’da "Yılın Müzesi" ödüllerini toplamış modern bir yapıdır. Kazılardan çıkarılan altın takılar, heykeller ve interaktif anlatımlar, sizi Homeros’un İlyada destanına götürür.
Antik Kent: 9 farklı katmandan oluşan şehir kalıntıları arasında yürürken, 5000 yıllık bir tarihin izlerini sürebilirsiniz.
Ege’ye Doğru: Assos (Behramkale) ve Athena Tapınağı
Çanakkale’nin en güney ucunda, Ayvacık ilçesine bağlı Assos, antik çağın felsefe merkezidir. Zeytin ağaçları arasından geçen keyifli bir sürüşle buraya ulaşabilirsiniz.
Athena Tapınağı: Köyün en tepesinde yer alan tapınak, MÖ 6. yüzyılda yapılmıştır. Buradan gün batımını ve karşıdaki Midilli Adası’nı izlemek büyüleyicidir.
Assos Antik Liman: Behramkale köyünden aşağıya, deniz kenarına inen yol oldukça dik ve virajlıdır. Taş binaların, butik otellerin ve balık restoranlarının sıralandığı liman, Ege’nin en huzurlu köşelerinden biridir.
Oksijen ve Mitoloji: Kaz Dağları (İda Dağı)
"Tanrıların Dağı" olarak bilinen Kaz Dağları, dünyanın oksijen oranı en yüksek bölgelerinden biridir.
Yeşilyurt ve Adatepe Köyleri: Taş mimarinin en güzel örneklerini görebileceğiniz bu köyler, butik otelleri ve kafeleriyle ünlüdür. Adatepe’deki Zeus Altarı, körfez manzarasını ayaklarınızın altına serer.
Ayazma Pınarı Tabiat Parkı: Bayramiç ilçesi sınırlarında, şelaleleri ve buz gibi sularıyla ünlü bir piknik alanıdır.
Çanakkale’de Ne Yenir?
Çanakkale, sadece tarihiyle değil, iki denizin ve Kaz Dağları’nın bereketiyle şekillenen mutfağıyla da gerçek bir gastronomi durağıdır. Ege zeytinyağlarının hafifliği, Boğaz’ın serin ve akıntılı sularında lezzetlenen balıklar ve Kaz Dağları’nın endemik bitkileriyle beslenen hayvanlardan elde edilen süt ürünleri... Bu şehirde her öğün, damaklarda iz bırakan bir şölene dönüşür. Tarihi yarımadayı gezdikten veya Kaz Dağları’ndan indikten sonra, yolculuğunuza lezzet katacak o meşhur tatlar şunlardır:
Peynir Helvası: Çanakkale’nin imza tatlısıdır. Taze peynirden yapılan bu helvanın "fırınlanmış" (üzeri kızarmış ve kıtır) ve "fırınlanmamış" (yumuşak ve klasik) olmak üzere iki versiyonu vardır. Yerel halkın favorisi genellikle fırınlanmış olandır; ancak damak tadınıza göre dondurma ilavesiyle ikisini de deneyebilirsiniz.
Sardalya: Çanakkale Boğazı denince akla gelen ilk balıktır. Özellikle yaz aylarında, asma yaprağına sarılarak ızgarada pişirilen sardalya, kılçığıyla bile yenebilecek kadar lezzetlidir. "Sardalya kebabı" olarak da bilinen bu lezzeti, kordon boyundaki restoranlarda mutlaka tatmalısınız.
Ezine Peyniri: Bölgenin coğrafi işaretli ürünü ve kahvaltıların baş tacıdır. Kaz Dağları’nın kuzey ve batı kesimlerindeki doğal bitki örtüsüyle beslenen koyun, keçi ve inek sütlerinin karışımından elde edilir. Dönüş yolunda bagajınızda mutlaka yer açmanız gereken bir lezzettir.
Ovmaç Çorbası: Özellikle köylerde sıkça yapılan, hamur parçaları, yoğurt, nane ve tereyağı ile hazırlanan doyurucu ve yöresel bir çorbadır.
İstanbul’dan Çanakkale’ye doğru lezzet durakları hakkında daha fazla bilgi edinmek için “Yolüstü Lezzet Durakları: İstanbul'dan Çanakkale'ye Doğru” içeriğimizi ziyaret edin.
Çanakkale Ulaşım İpuçları
Çanakkale, rüzgarı bol bir şehirdir. Özellikle köprü geçişlerinde ve Kaz Dağları viyadüklerinde yan rüzgarlara karşı direksiyon hakimiyetine dikkat etmek gerekir. Yaz sezonunda (özellikle bayramlarda) feribot iskelelerinde uzun kuyruklar oluşabilir; bu dönemlerde 1915 Çanakkale Köprüsü’nü kullanmak büyük zaman kazandırır.
Bu geniş ve zengin coğrafyayı hakkıyla keşfetmek için geniş araç filomuz ve güvenli kiralama seçeneklerimizle yolculuğunuza eşlik etmeye hazırız. Çanakkale araç kiralama sayfamızdan hemen rezervasyonunuzu yaparak tatil planınızı tamamlayın ve rotanızı Çanakkale’ye çevirin.
BENZER YAZILAR
EN ÇOK OKUNANLAR

7 Günde Doğu & Güneydoğu Anadolu Keşfi: Mistik Bir Yolculuk

Kültür ve Lezzet Dolu Güzergâhlara Doğru: Kayseri ve Kapadokya Gezi Rotası

Yolüstü Lezzet Durakları: İstanbul'dan Çanakkale'ye Doğru

Virajlı Yolların Ustalarına Özel: Antalya - Mersin Road Trip

7 Günde İç Anadolu Keşfi: Anadolu’nun Tarihine Uzanan Bir Yolculuk



